Dünyanın en güzel masallarını o anlattı

image-620x400

Oyannews:

“Bir varmış, bir yokmuş. Bir derede annesiyle birlikte yaşayan bir Küçük Kara Balık varmış. Bu dere, dağın kayalıklarından çıkar, akar gidermiş. Küçük Kara Balık ile annesinin evi siyah bir kayanın arkasında, yosundan bir tavanın altındaymış. Geceleri birlikte yosunların altında uyurlarmış. Küçük balığın içinde bir hasret varmış; bir defalığına da olsa ay ışığı onların da evlerini aydınlatsın istermiş.”

Böyle başlar 31 Ağustos 1968’de öldürülen Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ı…

O küçük balık ki önce sorgular, korkusuzca sürüden ayrılır, mücadele eder ve özgürlüğe doğru yüzer…

Hayat hikayesine baktığımızda kendisi de bir “kara balık“tır.

1939′da, Azerbaycan’ın yoksul bir köyünde, yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğar. İlk ayakkabısı altı yaşındayken, ilkokula başlayacağı hafta alınır. İlkokulu birincilikle bitirir. 1957 yılında öğretmen okulundan 18 yaşında mezun olur olmaz İran’ın yoksulköylerinde öğretmenlik yapmak için gönüllü olur. Kendisinin de yaşadığı yoksul köylerdeki çocuklara hayatını feda etmeye hazırdır. Gittiği köylerin kimisinde öğrenci sıraları, kimisinde karatahta, kimisindeyse okul bile yoktur. Bulduğu her yerde çocuklara okuma yazma öğretir. Ve o çocuklara “dünyanın en güzel masallarını” anlatmaya başlar. Masallarında derenin ötesindeki nehri, nehrin ötesindeki denizi hayal eden kara balık; bir karga ailesiyle dost olan küçük çocuklar; karıncalarla, güneşle konuşan bir şeftali ağacının öyküsü vardır.

Mücadele etmeyi, korkusuz olmayı ve özgürlüğü anlatır çocuklara…

Zamanının Şah yönetimine karşı masallar ve hikayeler yazarak karşı koyup, başkaldırmıştır Samed Behrengi.

1968 yılında Aras Irmağı’nda ölüsü bulununca, yüzerken boğulduğu söylentisi yayıldıysa da, buna pek inanan olmadı.

Küçük Kara Balık’la başladık onunla bitirelim…

Denize ulaştıktan sonra şöyle der Küçük Kara Balık: “Şimdi artık ölüm korkutmuyor beni, ama yaşadıkça onu arayacak değilim. Ölümle karşı karşıya gelince, ki bu sık sık oluyor, kaçınılmaz bir gerçekle yüz yüze olacağım. Önemli olan bu değil. Önemli olan benim yaşamımın ya da ölümümün başkaları üzerinde bırakacağı etkidir.”

Odatv.com

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Back to Top