İRAN VE DÜNYA HUKUKUNDA KADIN

turkan

OyanNews : 

Türkan URMULU

Giriş

Bu yazı günümüzde kadınların konumu, bu konuda yapılan çalışmaların değerlendirilmesi, kadın haklarının İran ve dünya hukukuna göre karşılaştırılması ve bu konudaki kanunların irdelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. İran vatandaşı bir kadın ve uluslararası hukuk konusunda araştırmalar yapan bir hukukçu adayı olarak bu konuda bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

İran hakkında eğitim yaşamım boyunca edindiğim bilgiler, İran’ın çok köklü medeniyete sahip olması, İran toprakları üzerinde tarih boyunca büyük imparatorlukların kurulması ve yıkılması, çok eskilerden beri çeşitli hükümetlerinde kanunların ve değişik uygulamalarının ortaya çıktığı bir ülke olması temeline dayanmaktadır. İran tarihine baktığımızda, barbarlıktan, kölelikten, vahşilik ve haydutluktan çok medeniyeti, farklı ve çeşitli milletlerin bir arada oluşunu, değişik hükümetlerin ve hukuki sistemlerin doğuşunu, kanunların ve insanlık tarihinin en eski yatağı oluşunu gözlemleyebiliriz. İran, tarihte başka devletlerin sömürgesi altına girmemiş ender devletlerden biridir aynı zamanda.

Bir ülkeyi hukuki olarak tanımanın en iyi yolu o ülkenin yasalarına, özellikle de Anayasasına ve Medeni hukukunda, kadın hakları konusundaki maddelere ve bu konudaki uygulamalara göz atmaktır. Örneğin kadın hakları konusunda yapılan bir araştırmanın sonucuna bakalım; dünyada 54 ülkede kadınlara yönelik ayrımcı yasalar bulunurken, ‘’namus savunması’’  yalnızca Peru, Bangladeş, Arjantin, Ekvator, Mısır, Guatemala, İran, İsrail, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Venezüella’nın ceza yasalarında yer almaktadır.

 Bir ülkede yürürlükte olan yasalara bakıldığında, bu yasaların içerisinde günümüz dünya hukuk anlayışına uymayanlarının eleştirilmesi,  dünya kamuoyu vicdanını sızlatan bir madde varsa merak konusu olması olağan değil midir?

Günlük yaşamda karşılaştığım, İran konusunda meraklı ancak bilgi eksiği olan insanlardan gelen soru ve görüşlere yer verelim biraz da:  ‘‘ Gerçekten kadınların sokakta açık gezmeleri yasak mı?’’,  ‘‘ İran’da kadın ve erkek  arasında evlilik bağı olmadan arkadaşlık edip, sokakta  birlikte gezemezler mi?’’ , ‘‘ Gördüğümüz videolar doğru mu,  İran’da 17 yaşındaki bir kıza recim cezası uyguladılar mı?’’…  İşte İran’ın, İran dışındakilerde bıraktığı izlenim bunlardan ibaret.

Akademik ve bilimsel çalışmalar yapan kişi ve kuruluşların soru ve merakları ise daha çok hukuki ve siyasi boyutta. Bu konudaki bilgi ve belgeler konusunda daha donanımlı oldukları için, İran’ın hukuki ve sosyal yaşamı konusunda konuşmak daha çok kolaylaşıyor. Burada kişisel ve duygusal yorumlardan ziyade belgelerin, özellikle de şeriat hükümlerine dayanan yasaların ve hukuki uygulamaların sözü geçiyor.

Kanunlarda ise sosyal ilişkilerin temelini oluşturan ve yaşam hakkında genel bilgilerin yer aldığı Medeni Kanun ve Ceza kanunu ister istemez öncülük kazanıyor.

Bir ülkenin  yasalarının yaptırımları aslında sadece o ülke sınırları içerisinde yaşayan kişileri ve o devletin yurtdışında yaşayan vatandaşlarını bağlıyor. Egemenliğin temel şartlarından biri ülke kanunlarına dokunulmazlıktan ibarettir. Ama günümüzde artık dünyada refah içerisinde yaşayarak, sorunların daha kolay çözülmesi adına, özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra insanlık yararını gözeten örgütler ve bunların çalışanları tarafından bütün ülkelerin uyması gereken ve gözden kaçırılmaması gereken  bir ülkenin demokrasi ve diplomasisi için önemli rol oynayan maddeler ve sözleşmeler vardır. Peki acaba bu durum bir ülke hukukunu ve dünya hukukunu bir birinden ayırabilir mi? Ya da acaba belirli örgütler tarafından belli sözleşmelerin ortaya çıkması ve ülkelerin bu sözleşmelere taraf olmaları dünya hukuku diye bir şeyi ortaya çıkara bilir mi? Bu durumda ülkelerin asla taviz vermek istemedikleri egemenliklerinden nasıl bahsedebiliriz? Tabii bütün ülkeler bir Uluslararası sözleşmeye taraf oldukları zaman o sözleşmenin iç hukukun önüne geçmesini kabul etmişler ve bir çelişki ortada ise sözleşme hükümlerinin geçerliliğini kabul etmiş durumdadırlar.

Ama yinede esas soruya cevap bulunmadı gibi..Dünya hukuku diye bir şey var mı? Bu olayı açıklamak başlığımız ve konumuz itibariyle önemlidir. İran hukuku ve dünya hukuku dediğimiz zaman ilk başta bu kavramların tanımına göz atılması gerekmektedir. Dünya hukukundan kastimiz nedir ve tarifi belli olan İran hukukunu neyle karşılaştıracağız?

 Bu konuda şöyle basit bir açıklama ortaya koymak mümkün; dünya hukuku veya uluslararası hukuk veya kanunlar  mevcut değildir. Ülkeler kendi hukuklarını kendileri yaratmaktadırlar ve ülke hukuklarına baktığımızda bu farklılıkları net bir biçimde görebiliriz, ama dünyanın ve bütün ülkelerin daha rahat yaşama gereği ortada olduğu için dünya böyle bir yola daha doğrusu küresel bir aşamaya doğru gitmektedir. Peki bu durumda dünya hukuku dememiz yanlış mı olur? Bence hayır; elimize bir kitap alıp bu dünya hukukudur diyemiyoruz ama İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi vb. gibi dünya barışı ve refahı için ortaya çıkmış metinler ve sözleşmeler, mademki dünya ülkelerinin uyması gereken ortak sözleşmelerdir ve ülkelerin çoğu bu gibi sözleşmeleri kabul etmişlerse ve gerektiğinde ülke kanunlarının önüne geçmesi söz konusu ise, bir az irdeleyici ve dikkatli yaklaşımla dünya kanunları ve ya dünya hukuku diyebiliriz.

Akademik çalışmalar ve üniversitelerde bilim dallarının isimlerine baktığımızda bile ‘‘Uluslararası hukuk’’ kavramıyla pek sık karşılaştığımız bu durumun doğru olmasına veya doğru ola bileceğini ispatlamak için bir çabadan ibaret değil mi?

O zaman konumuz açısından önemli olan ve İran hukukundan genel bir bilgi elde etmek için, İran Anayasası, Medeni Kanunu ve İran İslami Ceza Kanunu’nun bazı maddelerini artık hemen hemen bütün dünyanın kabul ettiği sözleşme maddelerine yani İnsan hakları evrensel beyannamesi ile karşılaştırıp hem gerektiğinde yalnız başına irdeleyip yazımızda İran kadınlarının durumu ve dünya kadınlarının konumundan ve olmaları gereken durumdan bahsedebiliriz.

Bu durumda ilk önce İran yasalarında doğrudan kadınları ilgilendiren ve kadın sözcüğünün getirilmesiyle ayrı haklara ve konumlara sahip olduğu anlaşılan maddelere değinelim. Belirtilmesi gereklidir ki bu maddeler örnek niteliği taşımakta ve tahdidi değil, tadadidir.

İran Anayasası

İran’ın  Anayasa metnine baktığımızda giriş bölümünde ayrı bir başlık altında ‘‘Anayasa’da kadın’’ ibaresine rastlıyoruz: ‘‘ Kadınlar geçmiş hükümetlerde daha fazla siteme maruz kaldıkları için haklarını talep etmekte daha fazla hakka sahipler. Aile toplumun en önemli organı ve insanın yetişeceği ve yükseleceği için en önemli ve en gerekli organ sayılır. Bu durumda kadın ailenin önemini kavrayarak iş aleti veya bir eşya gibi çalışmaktan ziyade, analığın büyük kerametini elde ederek büyük ve öncül insanların yetiştirilmesinde erkeklerle aynı savaşta hayatın içinde sayılır ve böyle büyük bir görev üstlendikleri için İslami değerler açısından daha büyük ve önemli bir rütbe kazanır.’’  Bu metine göre, İran kadınının en önemli görevi analık ve doğru insanlar yetiştirmektir. Böylece İslami değerler açısından daha büyük ve değerli bir yere sahip olabilecektir!

 Madde 21: Devlet kadın hukukunu İslam kurallarına uyarınca bütün yönleriyle sağlamalı ve aşağıda getirilen hususları yapmalıdır:

1-      Kadın kişiliğinin yükselmesi için sağlam zeminler yaratılması, annelik ve manevi haklarının yerine getirilmesi.

2-      Annelerin korunması, özellikle gebelik zamanı ve çocukların velayeti ve yetim çocukların korunması.

3-      Ailenin kalıcılığı ve korunması için sağlam aile mahkemeleri yaratılması.

4-      Yaşlı ve dul kadınlar için özel sigorta yaratılması.

5-      Dinin tayin ettiği velinin olmadığı ve annenin isteği üzerine çocuğun velayetinin annesine verilmesi.

 Madde 115. Cumhurbaşkanı aşağıda getirilen şartları taşıyan mezhebi ve siyasi erkekler arasından seçilir…

İran Medeni Kanunu

Madde 906: Eğer ölen kişinin anne ve babasından başka varisi yoksa annesi 1/3 ve babası 2/3 hakka sahiptirler.

Madde 907: Eğer ölen kişinin çocukları birden fazlaysa ve bazısı kız, bazısı ise erkek ise, erkek çocuk kız çocuğunun iki katı hakka sahiptir…

Madde 1133: Koca istediği zaman karısını boşaya bilir.

Madde 1169: Çocuğun velayeti, erkek çocuklarda 2 yaş ve kız çocuklarında sadece 7 yaşına kadar anneye aittir.

İran İslami Ceza Kanunu

Madde 237: Bilinçli cinayet 2 adil erkeğin şahadetiyle belirlenir. Şüpheli cinayet veya yanlışlık 2 adil erkek veya bir adil erkek ve 2 adil kadının şahadetiyle belirlenebilir.

Madde 248: Bilinçli cinayet şüpheli durumlarda 50 erkeğin andıyla belirlenir.

Madde 257: Bilinçli cinayet kısas olunur…

Madde 258: Bir erkek bir kadını öldürdüğü zaman, kadının kan sahipleri erkeğe 1 tam diyenin yarısını ödedikten sonra ancak kısas isteyebilir.

Madde 300: Müslüman kadının cinayetinin diyesi ister bilinçli isterse bilinçsiz Müslüman erkeğin diyetinin yarısıdır.

İran kanunlarına örnek teşkil etmesi açısından yukarıdaki maddelere bir göz attıktan sonra, dünya insanını ilgilendiren ve insan haklarının örnek belgesini teşkil eden Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi ve kadın hakları maddelerine bakalım:

Kadın hakları, kadınların erkeklerle eşit şekilde sahip olduğu sosyoekonomik, siyasi ve yasal hakların  tamamına verilen isimdir.

Kadın hakları kavramı özellikle 19 yy.da  büyük önem kazandı. Dünya genelinde çok çeşitli kurum ve kuruluşlar kadınların karşılaştığı sorunların ve kadınlara uygulanan ayrımcılıkların giderilmesi için çalışmalar yapmakta. Kadınların karşılaştıkları başlıca problemleri ise:

  • İş ve çalışma hayatında kadınlara yönelik negatif ayrımcılık.
  • Dünya çapında kadınların eğitim – öğretim hakkından yoksun veya ikinci planda bırakılması.
  • Birçok devletin hukuki düzenlemelerinde kadın erkek ayrımı yapılması ve bilhassa miras hukuku ve medeni hukuk düzenlemelerinde kadınlara negatif ayrımcılık uygulanması.
  • Dünyada birçok bölgede, kadınların eş seçme, evlilik, boşanma ve diğer temel medeni haklarının tanınmaması.
  • Kadınlara yönelik fiziki şiddet ve psikolojik baskının en çağdaş ülkelerde bile tam anlamıyla kırılamamış olması.

Konumuz itibariyle önem taşıyan iki uluslararası bildirgede getirilen maddeleri şöyle ele ala biliriz:

Kadın Hakları Sözleşmesi:

Madde 1- Kadınlar, hiçbir ayrım gözetilmeksizin erkeklerle eşit koşullar altında bütün seçimlerde oy kullanmaya sahip olacaklardır.
Madde 2- Kadınlar hiçbir ayrım gözetilmeksizin erkeklerle eşit koşullar altında ulusal yasalarca kurulmuş ve halk tarafından seçilen tüm kamu organlarına seçilme hakkına sahiptirler.

Madde 3- Kadınların, hiçbir ayrım gözetilmeksizin, erkeklerle eşit koşullar altında ulusal yasalar uyarınca kurulmuş bütün, kamu görevlerinde yer alma ve kamu görevlerini yerine getirme hakları vardır.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi:

Madde 1- Bütün insanlar hür, haysiyet, ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.

Madde 2- Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin işbu Beyannamede ilan olunan tekmil haklardan ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir…

Madde 5-Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsanî, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz.

Madde 7-Kanun önünde herkes eşittir ve farksız olarak kanunun eşit korumasından istifade hakkını haizdir. Herkesin işbu Beyannameye aykırı her türlü ayırt edici muameleye karşı ve böyle bir ayırt edici muamele için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.

Madde 21

  1. Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.
  2. Her şahıs memleketin kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir…

İşte sade ama irdeleyici bir bakışla farkların ne olduğu ve İran hukukundaki maddelerle bizim tabirimizle dünya hukukundaki maddelerin karşılaştırmasıyla farkların ne olduğu gayet net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Maddeleri tekrarlamaya veya birer birer ele almaya bu yazıda yer ve gerek yok, çünkü bu maddelerin her birinin tek başına açıklanması başlı başına uzun bir makalenin ve tartışmanın konusu ola bilecek kadar önemli ve kapsamlıdır.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak, başlangıçta da söylediğimiz gibi dünya kadınının durumu ile ilgili olgulara baktığımızda maalesef negatif bir yaklaşımla İran adına ve veya mahiyetini taşıdığı ülke olarak tariflere defalarca rastlamaktayız. Örneğin:  İran’da çok istisnai durumlar haricinde kadının boşanma hakkı yok.  İslam Şeriatıyla idare edilen ülkelerde bazı durumlarda zina yapan kadın ve erkeklere recim cezası uygulanmaktadır.

İran’da kanunların, kadın erkek eşitliğini çok önemli konularda sağlamadığı açıktır. Peki bu durum karşısında İran kadınlarının bakışları ve tepkileri nasıldır? İran yasalarından haberli veya habersiz her kadın doğal olarak kendi özgürlüğünü ve hakkını arama çabasındadır.

Bir de diğer İslam şeriatıyla yönetilen ülkelere bakalım: Suudi Arabistan’da kadının oy hakkı yok, araba kullanması yasak, okuma-yazma bilmeyen ve eğitim hakkından mahrum 1 milyardan fazla yetişkinin 2/3′ü kadın. Tabii ki İranlı kadınların bir çoğu özellikle yeni nesil ve çağdaş yaşamı aramaya gayret eden kadınları gayet rahat araba kullanabiliyorlar. İran’da, oy hakları var. Şu anki İran’ın kuzey batısında yer alan Azerbaycan adlı bölgede yaşayanlar, tarihi bir olay sırasında 1932’den beri oy kullanma hakkına sahip olmuşlar ve yıllar öncesinden beri okuma yazmaya başlamışlar.

Aslına bakarsak, İran vatandaşı  bir kadının yasalardan dolayı ve önündeki engellerden dolayı pasif ve hareketsiz olduğu sadece bir yanlış anlaşılmadan ibarettir. Her yıl İran Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı  istatistik verilere göre İranlı kadınların üniversitelerde daha çok sayıda olduğu gözlemleniyor. Bu verilere göre, bu oran  61%. Öğretim üyelerinin de yarıdan çoğunu kadınlar oluşturmaktadır. Peki nedir bu çelişki? Dünya İran kadınına şaşkın ve şüpheli bir bakışla baktığından,  kalkıp,  ‘’Hayır, bu kadar okumuş, bu kadar modern ve gelişmiş yaşayan kadınlarız.’’ mı diyelim, yoksa resmi organlarda ve yasal  belgelerde belirtilmiş mevkiimizden mi utanalım?

Anayasada kadının en önemli görevi analık ve aile organıyla ilgilenmektir.  Çağdaş yaşama ve çağdaş anne nasıl olur acaba? Okumadan, içtimai görevleri ele almadan, kendi öz hakkını hayatını paylaşan insanla eşit bir şekilde alamayan, toplumun en önemli üyesi olan bir anne erkeğin yarısı sayıldığı zaman sağlam, özgüvene sahip ve çağdaş bir evlat nasıl yetiştirilebilir?

 İran’ın farklı milliyetlere ve kültürlere sahip olduğu geniş kültürlü bir ülke olduğunu da gözden kaçırmamak gerek. 70 milyon nüfuslu İran’da farklı dillerin ve kültürlerin yaşadığı,   değişik milletlerin var olduğundan da bahsetmek gerekir. Bu konu aslında kadın sorunlarının  çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bir İran vatandaşı olarak, Türk olduğumun yanı sıra, kadın olduğum haklarımı elde etmeyi istemek, ayrıca ek bir dezavantajdır maalesef. Kendi dilinde eğitim göremeyen ve okuma yazma bilmeyen bir annenin entelektüel durumunu düşünmek  çok acı vericidir.  Böyle bir annenin  çocuklarına aşılayacağı manevi  değerlerin seviyesinin düşük olacağı da açıktır.

Başta bir kadın ve İran vatandaşı bir Türk olduğum için belki çağdaş yaşama koşulları ve eşitlik haklarını elde etmeye çalıştığım zaman bu yükün ağırlığını kendi dilinde ve kültüründe eğitim gören başka bir İranlı kadına göre iki kat daha fazla hissetmekteyim. Bir İran vatandaşının durumuna bakarak iyiden kötüye dörde ayırsak, maalesef bu durumda dördüncü sıra İran’da yaşayan Türk kadınlarının oluyor: 1. İran vatandaşı erkek, 2. İran vatandaşı kadın, 3. kendi dilinde eğitim göremeyen İran vatandaşı erkek, 4. kendi dilinde eğitim göremeyen İran vatandaşı kadın.

İmkanlarımız elverdiği  kadar İran ve dünya hukukundan kadınlarla ilgili örnekler vererek ve kendi fikirlerimizi de  ekleyerek muhatabımızın düşüncelerinde  bu konuda genel bir tablo oluşturmaya  ve çok genel bile olsa hukuki, bilimsel, belgesel  bilgiler vermeye çalıştık.

Dileğimiz ve amacımız,  kadın erkek ayrımı gözetmeden,  tüm insanlığın eşit haklara sahip olup,  barış ve huzur içinde yaşaması  ve  bunun gibi ayrımlara neden olan sorunların ortadan kalkmasıdır.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Back to Top