Kimlik, tarih, edebiyat ve Sovyetler dönemi Türk düşünürleri

vali turan

Oyannews:

Dr. Vali Turan

Sovyetler birliği denilen 1917 Ekim devrimiyle Çar İmparatorluğunu devirmekle başlayarak bir asra yakın dünyanın yarısına sosyalizmin egemenliğini sağlamış bir süreçtir. İlk başlangıçta Bolşevikler milletlere kendi kaderlerini ele alma propagandası yaparak Doğu halkların ve özellikle Türkleri cephelerine çekerek Çar iktidarını devirip ve iç savaşları sona erdirdiler. Bu Propagandaya inanan düşünürler yıllarca Çar iktidarında çektikleri zorlular ve demokrasi özlemini gidermek ve ulusal politik, ekonomi ve kültürel haklarının basılıp yasaklanmasına son verip bağımsızlıklarını sağlamak amacıyla Ekim devrimine her Türlü desteklerini esirgemeden kendi halklarını da ayaklandırıp devrime yöneterek 1917 devrimini gerçekleştiriyorlar. Devrimden hemen sonra 15 Kasım 1917 de devrim liderleri iç savaşları yatırmak amacıyla Rusya halklarının bildirgesini yayınlıyorlar. Bu bildirgede: 1. Rusya’da milliyetlerin eşitliği ve egemenliği 2. Rusya’da ki milliyetlerin ayrılma ve bağımsız devletler kurma hakkı içerik kendi kaderlerini serbestçe tayin etme hakkına sahip olma 3. Milli ve milli-dini her türlü ayrımcılık sınırlanmanın kaldırılması 4. Rusya’nın sınırları içinde yaşayan milli azınlıkların ve etnik grupların özgür gelişmesi.

Bu bildirgeden sonra Türkler Turan devletini kurma amacıyla harekete geçiyorlar.

Devrim liderlerinden olan Mirsaid Sultan Galiyev Lenin’i kandırarak Bakü’ye gidip Neriman Nerimanov’la birlikte kurultay sektöründe çalışarak 1920 Doğu halklar kurultayını Bakü’de gerçekleştiriyorlar. Bu kurultayın gerçekleşmesinde büyük emeği geçen Türk düşünürleri içerisinde yer alan Galiyev devrimin dört liderinin biri olarak (Lenin, Trotesky, Stalin ve Galiyev)Türk olması ve Turan devleti kurma amacı olduğunu anlayan Lenin onu kurultayda ki Türk düşünürlerinle görüşmesin diye Moskova’ya çağırmasıyla kurultaydan uzaklaştırılıyor. Galiyev’in Türk düşünürler üzerinde ki etkisini azaltmak için önce Bakü kurultayından uzaklaştırılır ve sonra Lenin tarafından 1920 de Doğu emekçileri komünist üniversitesi müdürlüğüne atandı. Galiyev’i ödüllendirmeyle Lenin iki kötü amacı varıydı. Birincisi onu gizlice göz önünde tutarak Türk düşünürleriyle görüşmelerini kısıtlayıp kontrol etmek ve diğeri ise Galiyev’i Panslavizm yanlısı göstererek Türk düşünürler arasında çatlak oluşturarak birleşmelerini engellenesinler ve üstelik Galiyev’i de böylece Türk düşünürler harekâtı liderliğinden düşürmüş olurlar.

Türk dünyasını yıpratıp sarsan ve geriliye uğratan bazı toplumsal hastalıklar olarak dini hurafeler ve bazı yanlış geleneklerdirler. Bu yanlışları düzeltmek ve toplumu aydınlatmakla yaralarını sarmak amacıyla ilk yola çıkanlar Türk edebiyatçı düşünürler oldu. Türkiye’de yeni Osmanlıcılar ve giderek İttihat ve Terakki cemiyetini kurarak iktidarı ele alan yeniciler tanınan düşünürler Şinasi Efendi,  Namık Kemal, Ziya Paşa, Mehmet Emin Yurdakul, Halide Edip Adıvar, Hamdullah Suphi, Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Mithat,  Ziya Gökalp, Hüseyin Nihal Atsız, Alibey Hüseyinzade, Ahmet Ağaoğlu, Ahmet Vefik Paşa, Mustafa Celalettin Paşa,  Yusuf Akçura, Enver Paşa, Talat Paşa, Nuri Paşa, Ömer Seyfettin, Zeki Velidi Togan ve Güney Azerbaycan’da Miza Hasan Rüştiye, Mirza Taki Rafet, Seyit Cafer Pişeveri, Kuzey Azerbaycan’da Miza Fatali Ahundov, Nasip Yusufbeyli, Mehmet Emin Resulzade,  Dr. Alibey Hüseyinzade, Hasanbey Zedabi, Miza aliakeber Sabir, Üzeyir Hacibeyov, Mehmet said Ordubadi, Celil Mehmet Kulu zade, Bahçesaray’da Kazan’da İsmail bey Gaspıralı, Cafer seytahmet, Hasan Sabri Ayvaz, Fatih kerimi, Cafer seyit Ahmet, Yusuf Akçura, Mehmetşah Akçura, Zeynep müftüzade, Musa Carulla Bigi, Sahip cemal Gizzetulla, Şefika Gaspıralı, Ayaz İshaki, Zeki Velidi Togan, Semerkant’ta Azerbaycanlı Abdülmecit Ganizade vs. yazarlar Türkçülük bilincini uyandırarak kültürel çalışmalarını sürdürürler. İstanbul’da yeniciler Türk yurdu, Türk Ocağı ve Türk derneğin, Tasvir Efkâr, Kızıl Kalem vs. Kırım, İdil Ural’ ve Kazan da Tercüman, Kazan Muhbiri, Terakki, Vakit, Vatan hadimi, Süyüm Bike, Beyanülhak, Ang, Işık, Süyüm Bike, Azad Hanım, Şark kızı vs. bütün Azerbaycan’da Azerbaycan, Teceddüt, Molla Nasrettin, Füyuzat, Kaspi, Yeni Hayat, Açık söz, İrşat, Terakki, Ekinci vs. toplanıp edebi ve sanat üzerinden toplumu aydınlatmaya çalışırlar. Türk kadının hurafe ve yanlış geleneklerle zincirlenip eve kapanmasına sanat ve tiyatro eserleriyle isyan edenlerden İdi-Ural’da Ayaz İshaki ve Sahipcemal Gizzetülla ve gazeteleriyle mücadele veren Fahrülbent Süleymanova, Gülnar Olgalibidova, ,  Azerbaycan tiyatrosunda Üzeyir Hacibeyov, Celil Mehmet Kuluzade, Mirza Ağa Tebrizli, Miza Fetali Ahundov vs. gibi düşünürler mücadele veriyordular. Türk düşünürleri Türk ulusunun özgürlüğü ve birliğini savunarak kültürel, bilimsel, felsefi ve siyasal görüşleriyle Tüm Ural-Altay etniklerinin kültürel toplumsal ve siyasal birliğini sağlayarak, Turan İmparatorunu kurmağa çalışıyorlar. Azerbaycan ve Kırım Türk düşünürlerinin Tarafından 1905 Rusya devriminden önce Çarlık Rusya’sında güçlü Turancılık ortaya çıkarak yeni Osmanlıcıları İstanbul’da etkileyerek Turancılığa İstanbul, Bakü ve Kırım gibi üç aktif merkez oluşturuyorlar. Bu hareket 1908 ikinci meşrutiyetin ilanından sonra Osmanlı İmparatorluğunda büyük yangı buluyor. İttihat ve Terakki yönetimi içinde olan devlet adamları Talat Paşa, Enver Paşa Turancılığı her türlü devlet olanaklarıyla destekliyorlar. Enver Paşa karışıklık içinde olan Rusya’ya Turan düşüncesini yayıp canlandırmak için çalışır ve bu yolda da 1922 Tacikistan’da şehit düşür. Ahmet Mithat Efendi dilinde üslubunda Türkçülüğü yaydırır. Ahmet Cevdet Türk Tarihiyle Türkçülüğü över. Turancılığın canlanıp güçlenmesiyle 1905 meşruti hareketiyle kurulan Rusya devleti Duma’sına çok sayda Türk vekili ilk olarak sokulurlar. İsmail Gaspıralı, Alimerdan Topcubaşı ve Yusuf Akçura 1905 te Rusya Müslümanları(Türkleri) İttifakı kurmayı başarıp, ardıca üç kongre gerçekleştiriyorlar. Bu kongrelerde Türk birliği(dilde, işte, fikirde birlik), Ortak Türkçenin Tüm Turanda okullarda öğrenilmesi, vakıf yerlerinin halk içinde paylaşılması, Türklerle Rusların eşit haklara sahip olması, yeni Türk okulları ve Hayriye cemiyetlerin kurulması, Duma’ya Türk vekillerin seçilmesi, Türklerin yerel idari müdürlerinin, belediye başkanlarının kendileri tarafından seçilmesi, maarifi yeni usule göre ıslah eylemek(yeni okulların açılışı), Batının yeni düşüncelerini öğrenip yararlı olanı Türk dünyasında yaymak, Türkler birleşip Rus hükumetinden kendi siyasi, ekonomi ve kültürel haklarını istemek, Türklerin birleşmesi ve beraberce birlikte hareket etmesi, milletin maddi ve manevi olarak ilerlemesi için bilim ve eğitim araç gerekçesini sağlamak, Türklerin bir partide toplanması. Ruslar Turancılığa karşı Panslavizm’in güçlü ideoloğu olan Nikolay İvanoviç İlminskiy’i Kaza üniversitesine sokarak harekete geçiyorlar. Çarlık rejimi Panslavizm’i titizlikle Bilim örtüsü altında İlminskiy yöntemiyle iyice Türk Toplumun bilimsel ve eğitim alanlarına egemen oluyorlar. Çar’ın Kültür ve eğitim bakanı Dimitri Tolstoy’un gizli propagandası etkisinden bazı Moskova Panslavizm yazarları İlminskiy’e karşı eleştirilerini yayınlayarak Türkleri aldatarak İlminskiy çalışmalarına inandırıp onu destekleyerek birlikte hareket etmelerini sağlıyordular. Bu aldatmaların etkisi İsmail Gaspıralı’ya kadar uzanmış ki Tercüman toplantısında özellikle Tolstoy’dan Türk kültürüne gösterdiği ilgi ve yardımından dolay saygılarını sunar kendisine. Ruslar Türk düşünürlerin Turan birliğine karşı Türklerin yerel şivelerinden ayrı bir edebi dil, Türk boylarının her birinden de ayrı bir millet yaratma çabalarına kalkıyordular. Bu dönemde Bulgar kökenli İdil- Ural Türkleri, Kıpçak kökenli Kırım Türkleri, Oğuz kökenli Kafkasya Türkleri için ortak Tatar sıfatı kullanmaktaydı. Başta İlminskiy olmak üzere bazı Rus devlet adamları, Akademisyenler ve misyonerler Panslavizm’in karşısında tehdit oluşturan Türk soylu toplumların birliğine yol açabilecek ortak paydaları silme ve yok gösterme gayretindeydiler. Bunun için önce Türk adını unutturulması, yerine Tatar, Azeri, Kazak, Kırgız, Özbek vs. gibi kabile adlarının ikame edilmesi, lehçe ve şivenin apayrı bir dile dönüştürülmesi, soy milliyetçiliğine göz yumularak Türk toplulukları arasında suni düşmanlıkların ve ayrılıkların yaratılması gibi ince taktiklere başvurmuşlardı. Çar rejiminin kültürel siyasetinin Türk kimliği silme amacı doğrultusunda Sovyetlerin giderek güçlenmesiyle Lenin’in 1924 te ölümü ve Galiyev’in Lenin’den bir sene önce tutuklanmasıyla hızlanır. Stalin’in Sovyetlerin birinci lideri olmasıyla Türk düşünürlerini özellikle ulusal Türk tarih, edebiyat ve sanatçılarını halk düşmanı, Burjuva milliyetçisi, Pantürkizm Alman, Türkiye, Batı ve Japon ajanı adlarıyla suçlayıp tutuklanma, sürgün, hapis ve kurşuna dizilerek represiyaları başlanır. Galiyev, mirsaid, Hasan Sabri ayvaz, Numan Çelebi cihan, Zeki Velidi Togan, Nasip Yusufbeyli, Hüseyin Cavit, Ahmet Cavat, Almas Yıldırım, Mükayıl Müşfik, Mir Cafer Pişeveri… Binlerce kurbanlar sırasındandırlar. Sovyet döneminde Stalin’in baskısıyla İsmet İnönü cesaretsizliğinden dolayı Türkiye Turancılarını da Hüseyin Nihal Atsız olmak üzere Hüseyin Namık Orkun, Zeki Velidi Togan, Orhan Şaik Gökyay, Reha Oğuz Türkan, Alparslan Türkeş, Fethi Tevetoğlu 1944 tutukluyorlar.

Turancılık edebiyat akımıyla yola çıkarak örneğin Halide Edip Adıvar’ın “Yeni Turan” romanı, Namık Kemal’in “Gülnihal” ve “Vatan” piyesleri, Turan Oflazoğlu’nun tarih konulu piyesleri, Hüseyin Cavit’in “Topal Timur” Neriman Nerimanov’un “Nadir Şah” Cafer Cebbarlının “Edirne fethi” Mehdi Hüseyin’in “Şeyh Şamil” Hasan Sabrı Ayvaz’ın “neden bu güne kaldık?”piyesleri ve İsmail Gaspıralı’ın “Aslan kız” Cafer Seyitahmet Kırımer’in “nurlu kabirler” Ziya Gökalp’ın “Kızıl Elma ”hikâyeleriyle Türk kimliğini savunmaya kalkarlar. Yusuf Akçura Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşı Türkçülüğü savunarak, Türkçülüğün Manifestosunu “üç tarzı siyaset “adlı risalesini Mısır’ın Türk gazetesinde yayımlar. Dr. Alibey Hüseyin zade İstanbul’da Tip fakültesinde hoca olarak Türk yurdu, Türk ocağ ve Türk derneğini etkisi altına alarak İttihat ve Terakki cemiyetinin devlet kollarıyla birlikte Turancılığı Tüm Türk dünyasında ulusal dil, tarih, edebiyat ve sanat akımlarıyla özdeştirip Turan imparatorluğunu kurma çabasına girişirler. Turancılığı İttihat ve Terakki’nin içine sokan resmi ideologları Enver Paşa, Ziya Gökalp, Dr. Alibey Hüseyinzade, Yusuf Akçura’ Zeki Velidi Togan, Halide Edip Adıvar, Mehmet Emin Yurdakul, Hamdullah Suphi, Fuat Köprülü ve İsmail Gaspıralı’dır.

Bu ideologlar Türk ocaklarını ve Türk yurdu derneğini açılmalarında ve yönetiminde büyük rolleri olur. Bahçesaray, Bakü ve İstanbul aralarında ki İdeoloji bağları sağlayarak Sovyet iktidarında da Türk ulusal edebiyatın ve tarihin doğulup gelişmesinin güçlü fikir kaynağı oluşturuyorlar. Sovyet birliğinde ki Türk ülkelerinin ulusal bilincinin uyanmasını sağlayan da kesin yeni ulusal Tarih ve edebiyat akımları oluyor. Türk mitoloji ve Tarihi şahsiyetlerini konu seçerek yaratılan şiir, roman, hikâye ve piyes yapıtları çağdaş Turancılar kuşağını yetiştirmekte önemli yer tutuyor. Totaliter ve Panslavizm Sovyetler yöneticilerinin Edip ve sanatçılara kin ve nefretleri nedeni de onların Türk ulusal bilincinin oluşunda önemli rollerinden kaynaklanıyor. Stalin tüm gücüyle Turancılığa karşı Sovyetler birliğinde ve yurt dışında kullanıyor. 1920 Bakü doğu halklar kurultayında Türk düşünürlerinin gücünü tartarak önce kurultay ilk ve son olmasına karar verir ve ardıca Turancıları köşeye sıkıştırıp yok etmelerine kalkışır. Galiyevi kurultaydan uzaklaştırdıktan sonra 1923 de tutuklar. Kurultaydan sonra 1921te Ankara’yla anlaşma yaparak Galiyev’in yakın arkadaşı olan Mustafa Suphi’ni Türkiye’de önce ilk Komünist partisi kurmada destekleyip ve ardıca onu 13 arkadaşıyla birlikte Karadeniz sularına batırmakla susturuyorlar. Atatürk’ün 1918 den sonra çizdiği politikada Sovyetlere yaklaşma, Turancı İttihat ve Terakkicileri tüm alanlardan tasfiyesi, Turancı ve Türkçü Gökalp, Yurdakul, Suphi, Akçura, Nuri paşa, Togan, Turan, Kırımer gibi ideologları hassas mansaplardan uzaklaştırması Ankara-Londra ve Moskova anlaşması esasında gerçekleşiyor. Bakü kurultayında Lenin’in beklediğinin karşıtı görüşler ortaya çıktı. Türk birliği anti İngiliz yanını basınca Ekim devrimcilerinin anti Türk reaksiyonu da gecikmedi. Hemen kurultaydan sonra Lenin Sovyet birliğinin kırmızıçizgisini ( ezilmiş halkları emperyalizme karşı devrime yönetmek ve Doğuda devrimler gerçekleştirmek) hiçe sanarak Bakü kurultayı son kurultay olarak İngiltere’yle birlikte sömürü politika ve Türklere karşı Doğuda iş birliği yapma ve diğer yandan da Türkiye’yi de 1921 de ikili baskı yaparak bu antlaşmanın içine soktular. İngiltere ve Lenin’in ortak çizdikleri gizli anti Türk haritasında Türk ülkelerinde ortak dil, fikir ve kültürlerini yeni yanlış sahte Tarih, ulus ve diller yaratmakla değiştirip ortadan kaldırılmalıdırlar. 1920 sonra Kazan üniversitesine yakınlaşıp Panslavizm’i daha güçlü bir şekilde yürüten Rusya üniversite, dergi, dernek ve gazeteleri Türkler arasında maddi ve manevi destekle farklı edebi diller ve kimlikler ortaya çıkarıldı. İsmail Gaspıralı ve diğer Türk düşünürlerin hareketi her yerde silinmeye başlandı. Enver Paşa’nın talimatı ve Nuri Paşanın ordusuyla 1917 de kurulan Başkurdistan, Kırım ve Azerbaycan(1918) cumhuriyetleri Ankara’yı kandırıp susturarak Rus-İngiltere işbirliği sonucu devrildiler. Dünya iki bölünmeğe doğru gitse de İngiltere’nin özel yeri ve sömürü politikasıyla alacağı paylar iki taraftan da saygıyla korunmaktaydı. Bakü neftlerini 1920 sonra Rusya’ya boşuna bırakmadı İngiltere. Orta Doğu’da Kara Altınında özel yeri korunmakla birlikte bu bölgede Totaliter devletler oluşturarak, solcu ve komünist adına öldürülen düşünürler Rusya’nın susması İngiltere’ye verdiği anlaşma sözü ve ödediği bedelidir. Turancılığın İttihat ve Terakki iktidarıyla birlikte edebi akımıyla düşünürler kolunun Türkiye’den dışlanması Rus-İngiltere anlaşması sonucu Rusya’nın Sovyetler birliğinde bu hareketin başçı ve liderlerini avlamağa elini açık bıraktı. Zeki velidi Togan, Noman Çelebi Cihan, Mehmet Emin Resulzade, Cafer Pişeveri sırayla Kırım, Başkurdistan ve Kuzey Azerbaycan ve Güney Azerbaycan cumhurbaşkanları tutuklanıp sürgün, hapislere maruz kalırlar. Cihan kuşuna dizilerek ve Pişeveri zehirlenerek öldürülürler. Resulzade ve Togan ise Avrupa’ya kaçarak Stalin represiyasından can kurtarırlar. Bu cumhuriyetlerin değerli bakanları tutuklanıp Moskova emriyle öldürülürler. Güney Azerbaycan Firudun İbrahimi(savunma bakanı) ve kuzey Azerbaycan’da ise Nasip Yusufbeyli(Başbakan) öldürürler.

Sovyetler birliğinde ki kurulup ve devrilen cumhuriyetlerin özellikleri İlk kez çağın düşünür akımlarıyla yürüyen ve düşünenen ve uluslarının edebi ve fikri temsilcileri olan düşünürler ulusal devlet ve kabinelerini oluştururlar. Yani devleti temsil eden tüm kişiler edip, tarihçi, filozof ve bilim adamlarıydılar. Stalin ve Sovyet yöneticileri bu duruma yakından tanış oldukları nedeniyle de bu ülkelere komünisti ideolojik kişileri bölge yöneticisi olarak sokarak ulusçu düşünürleri yok ederek yeni edip, şair yazıcı ve tarihçi terbiye edip yöneterek halkı içten ulusal değerlerini çürütmeye başlarlar. Siparişi roman, piyes, hikâye ve Tarihler ortaya çıkar. Bu yapıtları içeren anti Türk, Panslavizm ve Rusların seçkin ulus olarak nitelemek, yaratılan edebi ve düşünce karakterlerinin büyük ağabeyi Ruslar ve onların kültür ve uygarlarında yetişen kişiler gösterilir. Kitaplar, dergiler, gazeteler bedava ve geniş kapsamda basılır ve her yöne kolaylıkça yayılır. Bu rejimde edebiyat çok önem taşıyor. Edebiyat yapıtlarıyla Rus şovenizmine uygun yaranan kahramanlar, siyasi ve kültürel karakterler yeni kuşağın kimlik ve karakterini oluştururdu. Rus dil ve kültürünün toplumda temsilcileri ilk başta edebiyatçılar ve sanatçılar olurdu. Ana dili Türkçeni bilmeyen ve iyi olanaklardan yararlanan Türk’e karşı yeni kuşak yetişiyordu ki ilerdeki kurulacak Asimile devletlerin başkan ve bakanlarını oluştursunlar. 1785 te Çarlığa geçen Kırım başta olmak üzere Türkleri asimile etmeye çalışan Ruslar Sovyet dönemine gelince Türklere karşı en etkin silahı edebi ve sanat akımları yaratmakta buldular. Bu yüzden de represiyaya maruz kalanların çoğu Türkçü ve Turancı edipler ve şairler oluşturur. Ruslar Türklerin birleşmesi korkusunda hatta sahte yarattıkları yeni milletlerinde birbirlerine yanaşmanı engellemeye kalkmışlar. Çar’ın kültür bakanı hükümetin en önemli amacı Kazakların Tatlılaşmalarına imkân vermemektir. Veya diğer görüşünde şöyle söyler: Ülkemizde ki yaşayan Türkleri eğitmekteki temel gaye ve amacımız onların muhakkak Ruslaştırması olmalıdır. İlminskiy Panslavizm bilincini uyandırmada Tolstoy’un görüşleriyle Türk dünyasını eğitmeye kalkar ve asimileyle yetiştirdiği Türk öğrencilerini Rus misyonerleri olarak her yerde açtığı yeni okullar ve yerel dillere çevrilmiş İncil ve Rus edebiyatıyla halkı buluşturur. Tatar ve Başkurt hocalarını Kazak gençlerini okutmalarını yasaklar- Kazanda ki Kazak okullarıyla Rus okullarını birleştirip karma eğitim yaptırılır- bu karma okulların programları Rus papazlar tarafından belirlenir ve papazlara da Kazak gençleri yardımcı olur-yeni İslami okul açılmasına izin verilmiyor-Türk okullarının hepsi devlet kontrol etmeli vs.

İlminskiy Gaspıralının tek gayesi Rusya idaresinde ki yaşayan milyonlarca Türkü birleştirerek modern ve Avrupa medeniyetinin imkânlarıyla daha güçlü hale getirmek ve İstanbul’un bu konuda desteğini sağlaması olduğunu söyler. Bu yüzden de Tercüman ve onun etrafına toplanan düşünürleri susturmağı Çar iktidarına önerir. Çar’ın Panslavizm ve Türklere karşı uyguladığı eritme ve çürütme asimilasyonuna karşı 19 yy Orta Asya Türkleri ayaklandılar. Bu yüzyılda Türklerin uyanışı Orta Asya’da uluslarının bağımsızlığına çalışan Türk aydınları büyük edebiyatçılar, dilciler, filozoflar ve Turancı yiğitler yetiştirdiler. Bu aydın harekâtının adı yenilikçilerdirler. Amaçları Türk ulusunu bir araya getirmek, Hıristiyanlık, emperyalizm ve Ruslaştırmağa karşı Türk dünyası kurultay, konferanslar, seminerler, cemiyetler, dernek ve dayanışma vakıfları, Türk dergi ve gazeteler çıkarmak, yeni okullar açmak gayretine girerler. 1917 Ekim devrimini Ruslarla birleşerek Çar’a karşı gerçekleştirirler. Devrimin liderleri Türklere verdikleri sözlerini tutmazlar ve Türklerin ulusal devletlerini devirirler. Mirsaid Sultan Galiyev Panslavizm’in Sovyetler iktidarının gizli altyapı siyasi çizgilerini hızla deşifre eder. Kendisi devrimin dört liderinden birisi olmasına rağmen Rusların şovenisti siyasetini eleştirmeye kalkınca Pantürkizm ve ajanlıkla damgalanıp suçlanarak dışlanır ve sonuçta da Stalin’in Represya kurbanı olarak oğlu, eşi ardı arda kurşunlanırlar ve yakın akrabaları habise alınıp sürgün edilirler. Sovyet despotizmi aynı İlminskiy’in Türklere karşı vasiyetini uyguladılar. İlminskiy’inin metoduna dayalı önce Türklerin lehçelerini, imlalarını bozarak ayrı diller haline getirdiler ve tek Arap alfabesi olan Türk lehçelerini kaldırıp Kiril alfabesiyle her bir lehçeyi ayrı imlalarla, özellikle ünlü harfleri farklılaştırarak kullandılar. Bu metot Stalin için vaz geçilmez politika oldu. Başlangıçta Çarlık Rusya’sında yaşanan halklara kendilerini yönetmede özgürlük veya özerklik sağlayan sözü veren Bolşevikler iç savaşları yatırtıp sona verdikten sonra yani 1921 den başlayarak Türkleri değişik biçimlerde Moskova’ya bağladılar. 1920 iç savaşın sonu ve kuruluş dönemin başlangıcıdır ki ayrılma ve ulusal Türk devletleri kurma hakkının yerini Rus’lar içinde asimile olup birleşme hakkı alır. Rus’lar Türk kimliğini oluşturan Türk kültür ve uygarlığını Rusya coğrafyasından silmek için birçok şair, yazar, tarihçi, sanatçı ve devlet kişilerini öldürdüler. Öldürülen bu kişiler Türk topluluklarının fikir ve kanat önderleriydi, onları öldürüp yok etmekle Türk ulusunun yolunu aydınlatacak ışıktan yosun bırakmak demektir. Ruslar bu cinayetlerin ardı sıra Türk topraklarında yaşayan Türkleri zor koşullar altında Rus bölgelerine sürgün ederek birçoğu yollarda ölmüş ve diri kalanlar da kendi topraklarından kopularak acı trajik durumda kültür,  gelenek ve göreneklerinin yasaklanmasıyla Rusların içinde eriyerek asimile olurlar. Milyonlarca insan maddi ve manevi açısından Panslavizm kurbanı olur. Türk ulusunun kimliğini oluşturup kültürünü koruyan yaratıcı ulusçu edebiyatçı, tarihçi ve sanatçılar bu kurbanların ilk sırasında yer alıyorlar. Her milletin ulusal tarihiyle ilgili yaratılan bir şiir, roman, hikâye, piyes ve diğer sanat yapıtları o milletin uyanış ve ölümsüz onurlu yaşamını garanti ediyor. Panslavizm Sovyetler iktidarı bu sınıfın gücünü iyice bilerek kendi amaçları doğrultusunda asimile olunmuş edebiyatçı, sanatçı ve tarihçi terbiye edilip yetiştirmekle yazılarının edebi, sanat ve bilim açısından eksiklerine göz kapatarak milyonlarca kitap ve dergi bedava basılıp geniş kapsamda propagandalarını yaparak yayınlanıyordu. Asil ve yetenekli edip, sanatçı ve bilim adamlarını zindan, sürgün ve ölümlere uğratarak sahte ve yeteneksiz asimile olmuş sanatçılar, edipler ve bilim adamlarını ortaya çıkarıp her türlü destekleriyle toplumun ünlüleri gibi gösteriyordular onları. Ama gerçeğin yüzünü ne siyaset tozu örtüp bastıra bilir ve nede ki zaman unuttura bilir. 73 senelik totaliter ve despot şovenizm Rus hâkimiyeti yıkılar ve dökülmüş harabelerinin altına gömülür sahte yalancı edip, sanatçı ve bilim adamları. Geçmişin karanlıkların mum gibi yakılarak söküp aydınlatan gerçek sanatçı, edip ve bilim adamları yeniden o harabelerin üzerinde parlayarak özgür yenidünyayı inşa ederler.

Dr. Vali Turan

Türkiye-5 Eylül 2014

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Back to Top